NeDesek | BEKİR SITKI ERDOĞAN hayatı ve şiirleri
Nedesek.Net Türkiyenin Bilgi ve Paylaşım Platformu
Ana Sayfa Forum Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt
 

Kullanıcı Adı
Şifre


Sayfa: [1]   Aşağı git
Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gönderen Konu: BEKİR SITKI ERDOĞAN hayatı ve şiirleri  (Okunma Sayısı 332 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
18 Mayıs 2008, 10:15:20
Banned
*
Üye No: 1196
Cinsiyet: Bay
Açtığı Konular: 869
Mesaj Sayısı: 2779
Nerden: ben büyüklerime karşı saygılı olmayan dengesiz biriyim!
Puan: 0
Yaptığım küfür ve saygısızlıktan dolayı banlandım.
Teşekkür Sayısı :221
139 Mesajına Toplam
157 Kere Teşekkür Edildi


Üyelik Bilgileri WWW
Offline
« :»

1926 yilinda Karaman dogdu. Kuleli Askeri Lisesi ve 1948’de Kara Harp Okulu’nu bitirdi. Kita subayligi yapti. Bu arada Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Cografya Fakültesi’ni bitirdi. Heybeliada Deniz Lisesi’nde edebiyat ögretmenligi yapti. Halk siiri gelenegini gününün kosullariyla bagdastirarak hece ölçüsüyle, bazen de aruz vezniyle siirler yazdi. Türkçe’nin inceliklerini yansitan, duygulu siirlerinden bazilari bestelendi. Rubai türündeki siirleri Hisar Dergisi’nde yayinlandi.

KIŞLADA BAHAR

Kara gözlüm, efkarlanma gül gayri
İbibikler, öter ötmez ordayım
Mektubunda diyorsun ki: 'Gel Gayri'
Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım

Ah çekerim resmine her bakışta
Bir mahzunluk var o boyun büküşte
Emin ol ki, her sigara yakışta
Sanki, duman tüter tütmez ordayım

Mor dağlara karargahlar kurulur
Eteğinde bölük bölük durulur
On dakika istirahat verilir
Tüfekleri çatar çatmaz ordayım

Dağlar taşlar bu hasretlik derdinde
Sabır sebat etmez gönül yurdunda
Akşam olur tepelerin ardında
Daha güneş batar batmaz ordayım

Aramıza dağlar girmiş koskoca
Meraklanma gönlüm dağlardan yüce
Bir gün değil, beş gün değil, her gece
Yatağıma yatar yatmaz ordayım

Bahar geldi koyun kuzu koklaştı
İki aşık senelerdir bekleşti
Kara gözlüm, düğün dernek yaklaştı
Vatan borcu biter bitmez ordayım

--------------------------------------------------------------------------------


BİN BİRİNCİ GECE
(hancı)

Gurbetten gelmişim, yorgunum hancı
Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş
Aman karanlığı görmesin gözüm
Beyaz perdeleri, ger yavaş yavaş

Sıla burcu burcu... ille ocağım
Çoluk çocuk hasretinde kucağım
Sana her şeyimi anlatacağım,
Otur baş ucuma, sor yavaş yavaş

Güç bela bir bilet aldım gişeden
Yolculuk başladı Haydarpaşa'dan
Hancı n'olur, elindeki şişeden
Birkaç yudum daha ver yavaş yavaş

Ben o gece, hem ağladım, hem içtim
İki gün, diyardan diyara uçtum
Kayseri yolundan, Niğde'yi geçtim
Uzaktan göründü, Bor yavaş yavaş

Garibim, her taraf bana yabancı,
Dertliyim; çekinme, doldur be hancı
İlk önce kımıldar hafif bir sancı
Ayrılık sonradan kor yavaş yavaş

Bende bir resmi var, yarısı yırtık
On yıldır evimin kapısı örtük
Garip bir de sarhoş oldu mu artık
Bütün sırlarını der yavaş yavaş

İşte hancı ben, her zaman böyleyim
Öteyi ne sen sor, ne ben söyleyim
Kaldır artık, boş kadehi neyleyim
Şu bizim hesabı, gör yavaş yavaş

--------------------------------------------------------------------------------


BİN İKİNCİ GECE
(yolcu)

Ben sarhoş değilim, yol sokak sarhoş
Hancıyı kaybettim, hanı kaybettim
Hayatı sayfa sayfa okuduğum boş
Sonundaki, imtihanı kaybettim

Anladım, her gerçek, bir yalan gizler
Beni aldatıyor dağlar, denizler
Meçhul bir zamana karıştı izler
Saati, dakikayı, anı kaybettim

Beni benden, kendi benliğim çaldı
Gölgem uzadıkça, boyum kısaldı
Ellerim bomboş bir roman kaldı
İçimdeki kahramanı kaybettim

Bu başımda esen, bir kavak yeli
Ben ondan deliyim, o benden deli
Onu aynalarda gördüm göreli
Bekir Sıtkı Erdogan'ı kaybettim

--------------------------------------------------------------------------------


YAĞMURDA UNUTULAN ŞARKI

Önce bir yağmur bir yağmur iki gözüm
Önce ıpıslak iki kuş
Sonra yıkılmış evrenler geçti vitrinlerden
Sonra insanlar iki gözüm
İnsanlar
Kahrolmuş

Islak senaryolar üstüne ta iç boşluktan
Boyut boyut yalnızlıklar ağıyordu
Öksüz anılar üstüne iki gözüm
Kırık ikindiler üstüne
Kuşkulu bir yağmur yağıyordu


İkişer üçer yitiriyordum seni kavşaklarda
Yollar ayak bileklerime dolanıyordu hep
Taş taş çöküyordu en kutsal yapılar
Yüzler karanlıktı iki gözüm
Düşünceler dar
Bir geçit bulamıyordum sana
Ellerim yordamlarını yitirmişti üstelik
Hep yabancıydı çaldığım kapılar

Oysaki, son çağrımdı bu ta can köşemden
Oysa yürek yürek son yeşermemdi
Çağ çağ, kanat kanat, sevgi, ışık, nur
Ah sonra o yağmur iki gözüm
Ah sonra o
Yağmur

Şimdi,
En kırık vaktidir uzak imbatların
Öykümüzün en yaralı yerinden
Damlar yüreğime ılık bir sızı
Sonra birden duyar gibi olurum
Hoyrat yağmurlar altında
Martı çığlıklarına karışıp giden
Çocuksu şarkımızı...

--------------------------------------------------------------------------------


GÜZ DÜŞÜNCELERİ

Bu sabah gökyüzü daha bir yorgun
Daha bir dumanlı
Daha bir derin
Şu anda, omzumdan tanıdık bir el
Tutup silkelese şöyle bir güzel
Kurtulsam yükünden düşüncelerin!

--------------------------------------------------------------------------------


SESSİZ SENFONİ

Ellerin vardı, sıcak ve masum
Ellerin, hayal gibi, düş gibi
O zaman talihime yardı ellerin
Beyaz bir gecede, iki kuş gibi
Omzuma nasıl da konardı ellerin

Hangi rüzgarlarda şimdi kimbilir
O değirmen altı, o zümrüt koru
İlk dörtlü yoncayı bulduğumuz yer
Ya o çapkın çapkın kestanecikler
Hani bir yerleri çimdiklenir hafifçe
Kanardı ellerin!
Mendilimi sarardım üstüne,
Avcumda sahici bir hasta gibi
İncecik incecik yanardı ellerin

Bazan kızar hırçınlaşırdı birden
Ruhumu kaldırır kaldırır boşlukta
Oysa bilmez miyim atamazdı
Geceler sonsuzdu, geceler derin
Bir şeyler düşünür anlatamazdı
Kahrından kaskatı donardı ellerin

İnsan, soyununca hissediyor
Gittikçe katılaştığını yerin
Tanıdık bir film geçiyordu gözlerimden
Gel gör ki en güzel yerinde
Ansızın kopardı ellerin

Sonra, dört yabanci el
Dört yorgun omuz
Mezat kapısında bir kuşluk vakti
Çekince ipini mesafelerin
Ayak uçlarıma yığıldı sonsuz
Bir tünel gerindi sefil, kapkara
Bir yokluk hıçkıra hıçkıra güldü
Büyüdü göz çukurları kırık heykellerin
Böyle bilmediğim uzak yollara
Beni bırakmasa ne vardı ellerin

Romanımız, ne kadar güzel başlamıştı
Ve işte böyle sonu
Şimdi, ışıklar sığ
Gölgeler derin...
Mor sarmaşıklarla örtük balkonu
Kafur kokusundan, od ağacından
Dört arşın geceye sardı ellerin

--------------------------------------------------------------------------------


YOSMA

Bir yâr sevdim, etekleri yeldirme
Yeldirir sallanı sallanı kafir
Sakın dedim, kimselere bildirme
Bildirir sallanı sallanı kafir

Ağına düşmüşüm artık çarnaçar
Ben ondan kaçamam, o benden kaçar
Ağlasam, çapkınca karşıma geçer
Güldürür, sallanı sallanı kafir

Hesabı, kitabı şaşırdım çoktan
Bu bir işve değil, beladır haktan
Aklıma düştü mü gece yataktan
Kaldırır, sallanı sallanı kafir

O çeşmeye gelir, sabrım son hadde
Cilve kitabına girmez bu madde
Bir küçük testiyi yarım saatte
Doldurur, sallanı sallanı kafir

Sıtkı'm olan olmuş bize alemde
Aşığa kurtuluş yoktur bu demde
Görmesem ölürüm, fakat görsem de
Öldürür, sallanı sallanı kafir

S
Sponsor Bağlantı
12 Temmuz 2008, 11:21:12
Kıdemli Üye
******
Üye No: 52
Cinsiyet: Bay
Açtığı Konular: 554
Mesaj Sayısı: 744
Nerden: kütahya
Puan: 110
Yatar yatmaz uyuma be oğlum hiç mi yok hayallerin?

24 Mesajına Toplam
28 Kere Teşekkür Edildi


Üyelik Bilgileri
Offline
« Yanıtla #1 :»

bişey demiyom ben insanla dalga geçiyo gibi ya  yoksağol
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir


Gitmek istediğiniz yer:  



Nedesek.Net Türkiyenin Bilgi ve Paylaşım Platformu
SMF 1.1.7,Simple Machines LLC.

Bu Sayfa 0.153 Saniyede 30 Sorgu ile Oluşturuldu